Tarihçe
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator
  • JoomlaWorks Simple Image Rotator

BAŞKA DİLLER

English French German Italian Portuguese Russian Spanish

ZİYARETÇİ SAYACI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün409
mod_vvisit_counterDün1306
mod_vvisit_counterBu hafta2522
mod_vvisit_counterGeçen hafta11894
mod_vvisit_counterBu ay9344
mod_vvisit_counterGeçen AY51856
mod_vvisit_counterTüm151621

We have: 13 guests online
IP adresiniz: 38.107.191.98
 , 
Bugün: Eyl 07, 2010
PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 12 Ekim 2006 11:26

KARAHİSAR-I SAHİB-İ MEKTEB-İ İDADİ-İ MÜLKİSİ AFYON LİSESİ TARİHÇESİ

  Afyonkarahisar Anadolu’nun en köklü kültür merkezlerinden biridir. 19. yy. sonlarına gelindiğinde Osmanlı devletindeki başlıca eğitim kurumları şunlardır:

• Mahalle mektepleri ve Medreseler

• Azınlık Okulları

• Kapitülasyonlardan yararlanarak açılmış olan Yabancı Okullar

• Tanzimat ve Meşrutiyet yönetimlerinde açılmış ve Batılı anlamında eğitim veren okullar

 Bu okulların her birinde farklı eğitim uygulanmakta, farklı bilgiler verilmekteydi. Bunun sonucu olarak, dünya görüşleri ve değer yargıları birbirinden farklı kişiler yetişmekte. Buda toplumda kültür ikiliğine ve çatışmalara neden olmaktaydı. 1 Eylül 1868 tarihinde  Türk Maarifinde sistemleştirme ve kanunlaştırma hareketinin ilkidir. Maarifteki kanunlaştırma hareketlerine baktığımızda bunun sadece maarifte bir düzenleme değil aynı zamanda çağın icaplarına uymayı veya batılılaşmayı belirli kurallara bağlama işi olduğunu görürüz. Zira sistemleştirme ve kanunlaştırma geleneksel eğitim alanında değil onun dışında yani modern eğitimde olmuştur.

Bizim esas konumuzu Karahisar-ı sahib Mekteb-i idadisini Mülkisinin Tarihçesi oluşturması nedeniyle kronolojik sıra takip edilerek başlangıcından günümüze kadar geçirmiş olduğu evreler başlıklar altında ele alınacaktır. KARAHİSAR-I SAHİP RÜŞTİYESİ Rüştiye Okullarının genel öğretimdeki yeri sık sık tereddütlere ve karışıklıklara sebep olmaktadır. Çünkü maarif tarihçilerinin bir kısmı Rüştiyeleri ilköğretime, diğer bir kısmı ise orta öğretime dahil etmektedir.

Gerçekte ise Rüştiyelerin ilk zamanlarda ilkokul üstü hazırlık, daha sonraları ise ortaokul karakterine sahip bir öğrenim derecesi olarak görmek mümkündür. Bu okulların başlangıçta Daarülfünun’a daha sonraları İdadilere basamak olması bizi, orta öğretim içinde ele almaya sevk etmiştir. Üç yıl süreli olan ve Mekteb-i İbtidailer üzerine dayalı olan bu okullarda öğretim Kuran okuma, Dilbilgisi, Türkçe, Arapça, Hesap, Coğrafya, Türk ve İslam Tarihi, Güzel Yazı, Tarım.. v.b. derslere dayanıyordu.

Farsça,Resim, Geometri ve Sağlık Bilgisi dersleri de bunlara ekleniyordu . Karahisar-ı Sahip Mektebi Sultan Mecid’in son devrinde 1868 yılında açılmıştır. Bu mektep iki katlı olup ahşap bir binadır. Dört sınıflı olan mektep, yıkılan Hükümet binasının bitişiğinde, Zafer Müzesi yan tarafında Çamlı Bahçe denilen yerde açılmıştır. Alt tarafı Teneffüshane, üst kısmı dershanelerden oluşmaktadır.

Yukarı üst kısımdaki dershanelere talebeler ayakkabılarını çıkarıp giriyorlardı . Maarif Nezareti 14 Mayıs 1968 tarihli bir yazı ile Karahisar-ı Sahip, Maraş, Bayburt ve Bayezid Sancaklarında inşa edilen ve açılmış olan Rüştiye Mekteplerinin ihtiyacı olan muallimlerinin tayini ve harcamalarının tahsisine ait tezkere göndermiştir. Şehirde bir de Kız Rüştiyesi bulunmaktadır. Bu okul 1898’den önce açılmıştır . 1906-1907 Öğretim yılında Şehirde üç Rüştiye ile birlikte bir özel rüştiye bulunmaktadır .

KARAHİSAR-I SAHİP MEKTEB-İ İDADİ-İ MÜLKİSİ Hazırlanmak, geliştirmek manasına gelen Arapça “idad” kökünden üretilmiş olan İdadi kelimesi hazırlama yeri demektir. Bunun içindir ki , 1868’den önce pek çok okulların hazırlama sınıflarına İdadi denmiştir. Fakat bazı maarif tarihçileri, bu idadi sınıflarını ilk ve orta öğretim derecelerinde birine dahil etmek istemişler; lakin karar vermekte güçlük çektiklerinden meseleyi ortada bırakmışlardır.

Çünkü hangi seviyede bütün okulların, şayet varsa, hazırlama sınıflarına idadi adı verilmiştir. Bu terim ancak 1968 Nizamnamesi ile açıklığa kavuşturulmuş ve ilk defa başlı başına orta öğretimin bir kademesi olarak ele alınmıştır. Böylece İdadi kelimesi, eskiden ifade ettiği manaayı kaybederek yeni bir mana ve muhteva kazanmıştır.

O devirde İdadilerin bir kısmı üç senesi Rüştiye, 2 senesi İdadiye olmak üzere beş, bir kısmı da üçü Rüşti, dördü İdadi olarak yedi sınıflıydı. Beş senelik İdadiler yatısız ve Livalarda bulunurdu. Yedi senelikler yatılı idi ve Vilayet merkezlerinde tesis olunmuştur. 1895 senesinde bütün Osmanlı Devleti içinde yatılılar ve İstanbul’daki İdadiler dahil olmak üzere Yedi sınıflı 20, 5 sınıflı 35 İdadi vardı . Sayıları 400 civarında Rüştiyelerin pek çoğu 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında kapanarak bu sayı 316 ya kadar düşmüştür.

Berlin Antlaşması sonucunda 39 Rüştiye Okulu daha Maarif Nezareti elinden çıkmıştır. Böylece geriye ancak 277 Rüştiye Okulu kalmıştır. 1880’den sonra İdadilerin önem kazanmasıyla Rüştiyeler ikinci plana itilmiştir. Nitekim 1889 (1307 H.) tarihli bir irade ile İdadi bulunan yerlerdeki Rüştiyelerin kapatılmasına karar verilmiştir. Aynı yıl 22 Rüştiye kaldırılarak öğretmenleri ve diğer görevlileri İdadilere nakl olunmuştur .

Karahisar Rüştiyesi 19 Ağustos 1311 H. / 31 Ağustos 1895 tarihinde aynı binada beş yıllık İdadiye çevrilmiştir . Afyon Lisesi tarihi ile ilgili daha önce yayınlanmış eserlerde: Afyon Lisesi 40. Dönem Mezunları Yıllığı , Afyon Lisesi 100. yıl Almanağı ve Afyon Eğitim Tarihi’nde Karahisar-ı Sahip İdadisinin açılış tarihini 1310 H. / 1894 olarak görmekteyiz.

Araştırmacı yazar Muhaarrem Bayar bu bilgiyi Hüdavendigar Salnamesi , 34, sene 1325 s.330 dayandırarak 1894 olarak vermektedir. AKÜ. Hazırlamış olduğu Afyon Kütüğü adlı eserde Yusuf İlgar Karahisar-ı Sahipı-ı Mektebi İdadi Müdüriyeti Mührüne dayanarak okulun açılışını 1895 olarak belirtmektedir. Afyon Lisesi Müdürlüğü yapmış olan Ömer Fevzi Atabek Afyon Vilayeti Tarihçesi adlı eserinde Mektebin Hicri 1313, Miladi 1895 yılında Beş senelik İdadiye çevrildiğini belirtmektedir. Okulun İlk Müdürü Mustafa Nezihtir . 1895-1896 öğretim yılında Okulun 61 öğrencisi 5 Öğretmeni 2 Hademesi bulunmaktadır.

Görevli Öğretmenler Şunlardır:

1. Müdür: Tarih ve Hesap Muallimi Mustafa Nezih Efendi

2. Arapça, Ulum-i Diniye ve Lisan-ı Osmaniye Muallimi İbrahim Hulusi Efendi

3. Farisi Muallimi Mubassir Hacı Aziz Efendi

4. Fransızca, Coğrafya, Resim Muallimi Saib Efendi

5. Hüsn-i Hat Muallimi Ahmet Efendi

Okulun açılışından birkaç yıl sonra, 20.yy başlarında İhtilafçı Mehmet Ziya Bey Afyonkarahisara gelmiş, Mekteb-i İdadi ziyaret etmiş, bu hatırasını eserinde şöyle anlatmaktadır: “O gün dergahtan çıktığımız zaman saat altıya geliyordu. Arkadaşımız Ahmet Çelebi ile birlikte Mutassarıf Raşit Paşayı Konağında ziyaret ettikten sonra Mekteb-i idadiye gittik. Bizim oraya vardığımız ders zamanına rastladığı cihetle teneffüs vaktine kadar müdür İrfan Efendinin odasında oturduk. Bir çeyrek saat sonra trampet çalındı. Talebe teneffüshaneye çıktı. Müdür efendi geldi. Kendisi ile Karahisarın ahval-i maarifine, ahalinin sanat ve hilfetine dair yarım saat konuştuk. Mektep mahalle arasında fakat eski bir hanede muakkaten tesis etmiş olduğundan taksimatı dahiliyesi heyet-i umumiyesi ve hıfs-ı sıhaya ve ne de mektep idaresine elverişlidir. Bu gün çün burada dahil şan-ı aliyeye ve hıfzıssıhhaya muvafık bir mektup inşası derece-i vacipdir.

Müdür efendiye veda ederek mektepden çıktık ” Mehmet Ziya Beyin sağlık ve mimari açıdan elverişli bulmadığı okul, şimdiki zafer müzesinin ve yıkılan Hükümet Konağının yan tarafında olan Rüştiye binası olmalıdır. Mekteb-i İdadi ilk Eğitimini Zafer Müzesi yanı yıkılan eski Hükümet Konağının yanında ilk Rüştiye mektebinin bulunduğu yerde sonra Mecidiye de daha sonra da Namık Kemal İlkokulunun bulunduğu yerde vermiştir .

H. 1317 / 1900 M. Tarihli Maarif Salnamesinde okulun kadrosu şöyledir:

1. Müdür: Fransızca, Tarih ve Malumat-ı Nafia Mustafa Nezihi Efendi

2. Farisa Muallim ve Muhassır Aziz Efendi

3. Cebir, Coğrafya, Hesap, Resim Muallimi Necip Efendi

4. Ulum-i Diniyye, Arapça, Hendese Muallimi İbrahim Efendi

5. Lisan-i Osmani ve Usul-i defter Muallimi Necati Efendi

6. Hüsn-ü Hat Muallimi Ahmet Efendi 1897-1898 (1314-1315 H.)

Ders yılında 80 öğrencisi 2 hademesi vardı. Dört yıl sonra 1321 H. tarihli Maarif Salnamesinde öğretmen ve öğrenci sayısını artmakta olduğunu görmekteyiz .

1907 yılında 111 öğrenci okurken 1912-1913 öğretim yılında İbtidai ve tali kısımlarında dördü Ermeni olmak üzere 208 öğrenci bulunmaktadır . Afyonkarahisar-ı Sahip Bursa Hüdavendigar İline bağlı Sancakken Bursa Salnamelerinde o zamanki idadi için 1324 Kameri , 1284 Şemsi , 1322 Mali , 1906 Efrenci olarak dört tarih görülüyor.

Miladi 1906 olmakta salnamenin konumuzu ilgilendiren bölümünde Karahisar Sancağı Mekteb-i İdad-i Mülk-i İdaresi:

1. Müdür: Muallim Osman Nuri Efendi

2. Hesap, Hendese, Ahlka ve Zıraat Muallimi: Mustafa Tarafib Efendi (edirne Rüus Rutbeli)

3. Fransızca ve Tarih Muallimi: Azdülrezzak Efendi

4. Ulum-u Diniye ve Arabi Muallimi İbrahim Efendi

5. Farisi Muallimi Hacı Aziz Efendi (Bursa Payeli)

6. Kitabet, Coğrafya ve Resim Muallimi, Şefik Efendi

7. Hat Muallimi Ahmet Efendi

Sırasıyla İdadi’de 1898-1910 yılları arasında;

1. 1898 yılında Müdür Niyazi Efendi ve 5 öğretmen

2. 1898 yılında Müdür Ali Rıza Efendi ve 4 öğretmen

3. 1902 yılında Müdür Ali Rıza Efendi ve 4 öğretmen

4. 1904-1905 yıllarında Müdür Ali Fevzi Efendi ve 7 öğretmen

5. 1906 yılında Müdür Mustafa Efendi

6. 1907 yılında Müdür Cemil Efendi

7. 1910 yılında Müdür Ali Rıza Efendi ve 7 öğretmen

8. 1915 yılında Müdür Şükrü Efendi ve 4 öğretmen

1912 –1913 öğretim yılında görev yapan öğretmenlerin mezun oldukları okullara göre dağılımı şöyledir :

Öğretmenlerin Mezun Oldukları Okullar Öğretmen Sayısı Daül Fünun-ı Ulum-ı Edebiye şubesinden 2 Mekteb-i Mülkiye 1 Darü’l Muallimin-i Aliye Fünun Şubesinden 1 Darü’l Muallim ve Rüşdiye’den 2 Mekteb-i İdadi’den 4 Mekteb-i Saire’den 1 TOPLAM 11

AFYON LİSESİ BİNASININ YAPILIŞI

Bugün eğitim görülen bina İstasyon caddesi Ordu Bulvarı üzerindedir. Binanın arsası 3645 metrekaredir. Bu sahanın 931 metrekare kısmını bina işgal etmektedir. Binanın inşaatına 19 Mayıs 1914 de başlanmış ve ekim 1916’da iki yılı aşkın kısa bir sürede özellikle I. Dünya Savaşının bunalımlı devreleri arasında bitirilmiştir . Mimarı Yerli Ermeni Avdik Avdisdir. Çiniden kapının üztüne tespit edilmek üzere Mekteb-i İdad-i Mülki yazılı levha zamanla kaybolmuştur . Ordu Bulvarında, istasyona gidişte sağ kanatta yer almış, Doğu batı doğrultusunda caddeye paralel durumunda, iki katlı yığma bir yapıdır. Önde kesme taş kaplamalı, arkada köşeler kesme taş olarak yapılmıştır. Bahçe demir parmaklıkla çevrelenmiştir. Ana giriş önde olup gösterişlidir. Arka da bahçeye merdivenle inilen iki kapısı vardır. Cephede I ve II kat pencereleri üst ve alt kısımları girişin çevresi Çini kaplamadır. Kırma oturtma çatısı Marsilya Örtülüdür. Mektebe girerken sağ taraf mermer parmaklığın pencereye bitişik olan alt tarafında Ermenice üç kelime yazılmış, binanın mermer merdivenlerin yapılış tarihi gömülmüştür .

Yapı Türk Mimarisini son gelişmelerini gösteren Neo Klasik üslubtadır. Giriş mermer başlıklı basamaklarla döşeli olan yapının ön ve arka duvarları Osmanlı Cini sanatının en güzel örnekleri ile süslü olup duvarlar yontma taştandır. Duvarlardaki cini döşemeler kıvrık dal Rumi Polmet dekorlarını taşımaktadır. Yapı plan yönü ile dikdörtgen şeklinde olup bodrumlu uzun bir koridor çevresinde altı sınıf üç oda bir tuvaletten ibarettir. Üst katta da aynı plan uygulanmıştır. İç bölmeler ve koridorlarla tavan ve döşemeler tamamen ahşaptır.

Bina 1938 yılı Raiç bedeline göre 70.000 lira tahmin edilmektedir. Bina 1916 yılından 1921 tarihine kadar şimdiki binada idadi olarak eğitime devam etmiştir. Doğu - batı doğrultusunda, ince uzun dikdörtgen planlıdır. Bodrum ile beraber üç katlıdır. Kuzeyi ön yüz, güneyi arka yüzdür. Her iki uçta ve ortada önde az, arkada ;ok olmak Uzere çıkmaları vardır. Kadameli Kırma, oturtma çatısı marsilya tipi kiremit örtülüdür. Bina yuvarlak motifli bir bilezikle kesik primidal kesme taş su basmanından ayrılmıştır. Su basmanda yuvarlak ışıklıklar vardır. ON YÜZÜ; Gösterişli girişi bu yüzdedir. Mermer korkuluklu yedi basamaklı bir merdivenle iki kanatlı ahşap-Cam kapıya çıkılır. Kapının bulunduğu bölüm en fazla dışarlak olan bölümdür. Kapı yanlarında birer pencere vardır.

Kapının üzerindeki dikdörtgen çini kaplamalı panonun üzerinde tüm alanı kaplayan basık sivri kemerli biten bir pencere içinde üç küçük, bitişik basık sivri kemerli pencere yer almıştır. Bu kısmın çatısı. yanlarda yayvanlaşan tonoz formunda yapılmış, pencere ile çatı arasındaki boş kalan alan ve sivri kemerin iki yanı alana uygun çini kaplanmıştır.

Kapının bulunduğu dışarlak kısmın iki yanında daha az dışarlak birer bölüm vardır. Bu bölümde alta dikdörtgen bir üste sivri kemerli bir pencere yer almış, kesme taş olan dikey bağlantılar dışında Kalan alan çini kaplanmıştır. En içerlek olarak yapılmış orta bö1ümlerde altta üç dikdörtgen, üste basık yuvarlak kemerli üç pencere yer almış taş olan dikey bağlantılar dışında kalan alan çini kaplanmıştır. Her iki uçta bulunan bölüm dışarlak olup altta üç dikdörtgen, üstte üç sivri kemerli pencere yer almış dikey bağlantılar dışında kalan alan Çini kaplanmıştır. Çiniler çok renkli geometrik ve bitkisel desenli küçük kare plakalar halindedir. Ön kapının ortasından geçen eksene göre bina cephesi simetriktir.

YAN YÜZLER; İki yan yüz dar yüz olup, birbirine simetrik olarak yapılmıştır. Her yüzde altta altı dikdörtgen, Üstte altı basık yuvarlak kemerli altı pencere yer almıştır. Pencere araları ve köşeler kesme taş dışarlak dikey bağlantılıdır. Bu yüzlerde de boş kalan alanlar çini ile kaplanmıştır.

ARKA YÜZ ; Ön yüz görüntüsüne çok yakındır. Dışarlak olan kısımlar simetriktir. Orta bölümde; alta bodrum katına açılan bir kapı, kapının iki yanında birer küçük pencere, birinci katta ortadaki iki yandakine göre geniş dikdörtgen üç pencere, üste ortadaki geniş üç basık sivri kemerli pencere yer almıştır. Orta bölümün iki yanındaki daha az dışarlak olan dar kısımda birinci katın bir dikdörtgen, ikinci katın basık yuvarlak kemerli bir penceresi vardır. İçerlek olan orta kısımda ortada on taş basamaklı basık yuvarlak kemerli iki kanatlı birer kapı, kapının iki yanında birer dikdörtgen pencere, üstte basık kemerli üç pencere, altta merdivenin iki yanında birer küçük pencere yer almıştır. Köşelerde yer alan dışarlak kısımlarda bodrum katta iki küçük pencere, birinci katta ortada geniş, kenarlarda dar dikdörtgen üç pencere , ikinci katta ortada geniş kenarlarda dar basık sivri kemerli üç pencere yer almıştır. Bu cephede çini kullanılmamıştır. Köşeler ve pencere araları kesme taş dikey bağlantılıdır. Aralar kesme taş kaplamadır.

BODRUM KAT: Her iki uçta güneye uzanan bölümlerden batıda bulunan erkekler için, doğuda bulunan kızlar İçin heladır. Orta bölümde ise kömürlük ve kalorifer dairesi olarak kullanılmaktadır. Bodrum kata birinci kattan ortadaki iki merdiven ile ve bahçeye açılan biri büyük biri küçük iki kapısı ile girilir.

BİRİNCİ KAT : HER iki yanda üçerden altı sınıf, üç oda, hela ve üst kata çıkışı sağlayan merdivenler ile arkaya açılan iki kapı ile öne açılan cümle kapısı vardır.

İKİNCİ KAT: Birinci kat ile aynı plandadır. Farklı olarak giriş kapıları yoktur, Her iki katta bulunan sınıflar ve odalarda süsleme yoktur.

BAHÇE : Ön yüzde batı kanat önünde bir dikdörtgen havuz, doğu kanat önünde küçük bir kaide üzerine oturan Atatürk Büstü yerleştirilmiştir. Ön bahçe arka bahçeden duvarlarla ayrılmıştır. Batı kısmında girişi kontrol eden nöbetçi öğretmen binası, doğu kısımda ise yatakhaneler kompleksi yapılmıştır. Arka bahçe spor alanı olarak kullanılmaktadır.

AFYONKARAHİSAR’IN YUNANLILAR TARAFINDAN İŞGALİ VE AFYON LİSESİ

Osmanlı Devleti ile İtilaf devletleri arasında imzalanan 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması gereği; Afyon’un stratejik öneminden dolayı İngilizler İzmir İstasyonu ve Hükümet Konağı çevresini, Fransızlar Afyon İstasyon çevresini, İtalyanlar ise 200 kişilik kuvvetle Afyon’a yerleşmişlerdir . Afyonkarahisarın gerek demiryolu gerekse karayollarının kesişim yerinde olması, Ankara yakınlığı nedeniyle; Yunanlılar İngilizler tarafından teşvik edilerek , ilimiz iki defa işgal edilmiştir. Birinci işgal 28 Mart –7 Nisan 1921 tarihleri arasındadır. Yunanlılar bu işgal esnasında karargah olarak Hükümet konağı ile bugünkü AFYON LİSESİ binasını kullanmışlardır . Yunanlılar II. İnönü Muharebesinde yenilmeleri üzerine, desteksiz kalacaklarını anlayınca Afyon’dan çekilmek zorunda kalmışlardır. Yunanlılar Türk ordusunu yok etmek için 12 Temmuz 1921 günü Afyon’u ikinci defa işgal ettiler. Birinci defa işgallerinde kullandıkları binaları ki -bunlar arasında AFYON LİSESİ’ni- karargah olarak seçtiler . Nihat Beyin görev yıllarında Afyonlkarahisar-ı Sahip Yunanlılar tarafından işgale uğrayınca, Afyon İdadisi karargah olarak kullanılmıştır. Bu nedenle okul geçici olarak Karaman Mahallesi Damardı Sokak No : 5 de Arap Binbaşı denilen kişinin evine taşınmıştır . Afyon’un kurtuluşu ile kendi binasında eğitim vermeye başlamıştır.

ÖMER FEVZİ ATABEK’İN HATIRATINDA

AFYONKARAHİSAR-I SAHİP MEKTEB-İ İDADİ-İ MÜLKİ (AFYON LİSESİ)

Üzerine yaşadığımız bu kutsal vatan toprağında bugün mutlu, rahat bir hayat sürüyorsak, bunu bizlere emanet bırakan geçmişteki çok değerli insanlara borçluyuz. Yıkılan bir devlet yeniden kurulurken üzerine düşen görevleri yerine getirirlerken her ne pahasına olursa olsun canla başla çalışmalar, vatanından ve milletinden başka bir şey düşünmemişlerdir. İşte bu değerli şahsiyetlerden Afyonkarahisar’lı Muallim Ömer Fevzi Atabek’in üç ciltlik “Hayatım” adlı hatıratından Kurtuluş Savaşından hemen sonra Afyon Lisesisine ilk müdür olarak Ankara’dan Afyonkarahisar’a gelişi ve Lisenin kuruluşu, geçmiş dönemlerde hiçbir şeyin şimdiki kadar hiç de kolay olmadığını ve çekilen imkansızlıkları belirttiği için hatıratı önem arz etmektedir. Bu hatıratlar Turan Akkoyun tarafından, 1997 yılında yayınlanmıştır. Turan Akkoyun Afyon İli Tarihçesi isimli eseri değerlendirme ile birlikte günümüz Türkçe’sine çevirmiştir. Eser dönemi ile ilgili bilgileri belge, fotoğraf ve günlük olarak vermesiyle şehir tarihçiliği açısından bakımından çok önemlidir. Bu eserde yine Afyon Lisesi açılış ve eğitimi ile ilgili çok değerli bilgiler mevcuttur. Ayrıca müellif, Ömer Fevzi Atabek’in hayatı, şahsiyeti ve eserleri üzerine çok değerli bir çalışma yapmıştır. Bu iki değerli eser araştırma konumuza temel kaynak teşkil etmektedir. Bu nedenle bu dönemle ilgili bilgileri bu hatırattan vermeye çalışacağız . “

(3 Muharrem 1342), 27 Ağustos 1922 Pazar, Afyonkarahisar’ın düşmandan kurtulduğunu öğrendim çok sevindim . 5 . sefer (1342 H), 27 Eylül 1922 Çarşamba; 25 lira maaşla Afyonkarahisar Sultani müdürlüğüne tayin edildim. 15. Sefer 1342; 7 Ekim 1922 Cumartesi; seyahat varakası aldım. 20 Sefer 1342, 12 Ekim 1922 Perşembe; Askeri vesaiti Miriye vesikası aldım (Savaş durumu nedeniyle alınan tedbirler devam ettiği için seyahat edeceklerin böyle bir belge lamaları zorunlu idi.) Afyonkarahisar’a Hareket 24 Sefer 1342, 16 Ekim 1922 Pazartesi, hava mutedil idi, gece vasati saat 5.30’da kalktım. Saat 7’de İstasyona indim. (Türklüğün varlık kavgası demek olan Milli Mücadelenin lideri M. Kemal Paşa’yı tren istasyonunda görür) M. Kemal Paşa’nın hareketi üzerine katar 8.10’da hareket etti. Beylikköprü’den itibaren istasyonlar yanmış. Vasati saat gece 5’te Beylikhisar’a vardık, orada kaldık. 25 Sefer 1342, 17 Ekim 1922 Salı; gece yağmur yağdı. Vagon altında bekledik. 9.30’da bir kamyon gelerek hareket ettik. Civar köprüde bir müddet kaldık sonra yola koyulduk. Yağmur tekrar yağmaya başladı. Kamyon toprak yoldan yürüdüğü için tekerli çamurda olduğu yerde döndü kaldı.

Eşyamızı kamyonda bırakarak uzaktan görünen bir köye doğru bahriye mülazım emekli deniz teğmeni İsmail Efendi ve Isparta Orta Mektep Coğrafya Muallimi Kemal Efendi ile beraber yola düştük. Yağmur şiddetli devam ediyor. Takip ettiğimiz yol toprak idi. Çamur ayaklarımıza yapıştı ve ayaklarımızda kilolarca ağırlık oluştu. 6 km kadar uzaklıktaki köye doğru yürürken paltoların uçlarından sular akıyordu. Nihayet köye vardık. Bu köy Alpu Köyü imiş. Köy yanmış, yıkılmış ve su içinde kalmış. Güç hal sokaklarda dolaşırken kulağımıza sesler gelmeye başladı. Ses tarafına gittik, köylüler aralık gibi yerde ateş yakmışlar oturuyorlarmış. Orada bulunan köylüler bizim halimizi görünce oturan birine Ömer Ağa senin samanlığı göster de orada barınsınlar dedi. Akşam yaklaşmıştı. Ömer Ağa bizi samanlığa götürdü, karanlık bir odaya girdik. Ömer Ağa kusura bakmayın size yaygı ve örtü verecek durumda değilim, halimiz belli, düşman bir şey bırakmadı dedi. Bizde bir şey istemeyiz yalnız bize yakacak ile biraz ekmek parçası bulunur dedi.

Bir kucak odun getirdi. Ocakta yaktık. Ocaktan öbür taraf görünüyordu. Çünkü delik deşik altı toprak idi. Paltomu döşemede bulduğum civiye taktım paltodan sular akıyordu. İçimdeki ceket, yelek bile ıslanmıştı. Ocağın önünde el kadar üç parça kilimde çok küçük bir post vardı. Bunlar üzerine oturduk sabaha kadar hem üşüdük hem de ısındık, sabahı güç ettik. 26 Sefer 1342, 18 Ekim 1922 Çarşamba; Ömer Ağa sabahleyin erkenden küçük bir tepsi sıcak ekmek getirdi. Bu yokluk içinde bir misafirperverlik idi. Ortalık ağarırı ağarmaz dışarı çıktığımızda Ömer Ağa’ya rast geldik, vedalaştık. Paltolarımız kurumamış ve su damlıyordu. Omuzlarımıza aldık köyden ayrıldık. Güneş henüz doğmamıştı. Sema açık, hava serin idi. Üşümemek için İstayona doğru yola düştük. Yarım saatte İstasyona geldik. Kamyonda bıraktığımız eşyaları bir zabit arabasına yükleyerek istasyona getirdi. Saat 2.45’de araba ile hareket ettik. Saat 5.15 de Ağa pınar denilen köye vardık. Burası Çerkez Köyü imiş. Düşman kumandanları burada barındıkları için köyü pek tahrip etmemişlerdi. Köy ağalarından Said Bey’de misafir kaldık. Bize çok iyi ikramda bulundular ve rahat ettirdiler. Bu köyde ve civarında siperler vardı. Gelirkende tel örgü ve siperleri görmüştük.

27 Sefer 1342, 15 Ekim 1922 Perşembe; Ağapınar’da sabah kahvaltısı ettikten sonra, 8.10’da bir yaylı ile hareket ettik, hava soğuk idi. Saat 2’de Eskişehir’e vasıl olduk. Kerim Ağa’nın Hanında kaldık. 28 Sefer 1342, 20 Ekim 1922 Cuma; Eskişehir’de sema bulutlu, hava soğuk idi. Saat 8.30’da yaylı ile hareket ederek saat 12’de Manlaoğlu köyüne vardık. Burası yanmış. Saat 01.00’de hareket ederek 4.45 ‘de Sabuncu pınarına geldik. Saat 5’de katar gegeldi. Saat 10’da hareket ettik. Yğmur yağıyordu. Saat 11’de Alayunt’a geldik. Gece karanlıkta bir kahveye giderek kanepe üzerine yattık. Saat 2’de yatmıştık 5’de kalktık. Ben uyuyamadım. 29 Sefer 1342, 21 Ekim 1922 Cumartesi, Alayunt, gece başlayan yağmur sabahleyin hafifledi. Öğleye kadar kahvede kaldık. Arkadaşlardan burada ayrıldım. Bir kağnıya eşyaları yükledik. Kütahya’ya yürüyerek gittim. İki saatte şehre ulaştım. Bir otele inmek orada bildiklerimle görüştüm. Üç gün Kütahya’da kaldım. 3 Rebiü’l evvel 1342, 24 Ekim 1922 Salı Kütahya, yatsıya yakın İstasyona indiğimde Katar’ın gelmediğini öğrendim. Gece İstasyon’da yattım. 4. Rebiü’le evvel 1342, 25 Ekim 1922 Çarşamba Kütahya’da öğle zamanı yağmur yağdı. Katar gelene kadar istasyon’da vakit geçirdim. Katar 17.30’da geldi ve 19.00’da buradan hareket etti. Onbeş dakika sonra Alanyunt’a geldik. 19.30’da buradan hareket eden Katarın 40 kişilik vagon içinde saat yarımda Afyonkarahisar’a gelerek Hacı Apan’ın otelinde kaldım. Kah Katar, kah araba, kah otomobil, kah yayan olarak 15 günde Afyonkarahisar’a gelmiş bulunuyordum. 5 Rebiü’l evvel 1342, 26 Ekim 1922 Perşembe Afyonkarahisar, Bugün vazifeye başlamış oldum. 12 Rebiü’l evvel 1342, 2 Kasım 1922, Perşembe Çinili Lise binasının yanındaki küçük bina Yunanlılar tarafından hastane ittihaz edilmiş Afyonkarahisar kurulur kurulmaz cihet-i askeriye de hastahane yapmış, mutasarrıflık bir türlü tahliye ettirmemiş, ben yolunu buldum tahliye ettirdim. Binanın camları hiç kalmamış ve sıralardan da eser yoktu. Gidemeyip şehrimizde kalan Yunan esirlerden 10 esir ile mektebi temizlettim.

Bir hafta suretle meşgul oldum. 20 Rebiü’l evvel 1342, 10 Kasım 1922 Cuma mektep sıraları için kereste temin ettim. 11 Kasım 1922 Cumartesi İstanbul’dan Anadolu’ya firar arkadaşlarımdan Yüzbaşı İsmail Hakkı Beyi gördüm. Teyyare bölük kumandanı olarak gelmiş, kendisine müracaat ederek kararları mucibince yevmiye tahsisi ile marangoz efradına mektep sıraları yaptırmak için izin aldım. Yalnız geceleri çalışmak şartını koydular; ve bu geceden itibaren evkaf dairesinden avizeler alıp küçük binanın odalarında 5 kişi çalışmaya başladılar. 8 gece çalışarak ihtiyaca yeterli sıralar yapıldı. Bu faaliyet kereste , çivi ve usta bulunmadığı bir zamanda ifa edildi. 3 Rebi’ül evvel 1342, 20 Kasım 1922 Pazartesi Afyonkarahisar’da kar yağıyordu. Bugün 8.30’da mektepte derslere başladık.” 1916-1917 öğretim yılında İdadilerin Sultaniye dönüşmesi planlanmış fakat okul

1921-1922 Öğretim yılında 9 sınıf ile Sultaniye çevrilmiştir. Sultani’nin ilk Müdürü Ömer Fevzi Atabek’tir. Dünya Harbi nedeniyle mekteplerde talebe çok azalmıştı. Bilhassa Sultanilerin ikinci devrelerinde bir, iki talebeli sınıflar vardı. Harbin genç nesli cephelere çekmesi, daha küçüklerin ekonomik buhran ve sıkıntı dolayısıyla aileleri tarafından tahsile sevk edilmemeleri bunda büyük etken olmuştur. Bu okullarda eğitim yarı yarıya Türkçe ve Fransızca yapılmıştır. Atabek Sultaniler hakkında şu bilgileri vermektedir:

Memleketin Yunanlılardan geri alınmasına müteakip İdadi (H.1341, M. 1922) yılında ilk önce 9 senelik Sultani adıyla yeni teşkilata çevrildi. İlk Müdürü Darü’l Fünun Riyaziye şubesinden mezun olmuş Ömer Fevzi Bey’dir. Bu teşkilatta ilk kısımda mevcut olup, büyük bina tali kısmına yapılan yanındaki küçük bina da ilk kısma tahsis edilmiştir. Tali ve ibtidai kısımların büyük birer levhaları vardı. Bu levhaları, kalın mukavva üzerine kırmızı parlak elişi kağıdı yapıştırılmış ve bunun üzerine de beyaz parlak mahirane talik yazı tespit edilmiştir. Tertip itibarıyla milli ve yazı itibarıyla de fevkalade bir kıymet-i nefise gösteriyordu. Okumasını bilub de kıymet-i tarihiyyeyi fark edemeyenler mezkur iki kıymetli levhaları da kaybetmişlerdir . Yukarıda ifade ettiğimiz şartlar altında vazifeye başlayan Ömer Fevzi Beyin müdürlük makamı kısa zamanda başkalarının sohbetlerine ve dedikodularına hedef olmaya başlar. Bu da makamın her nerede ve her ne zaman olursa olsun çekiciliğini ortaya koymaktadır.

Bilhassa zamanın önde gelen ismi İstiklal Mahkemelerinin tanınmış siması Ali Bey’e (Çetinkaya) Ömer Fevzi Bey hatıralarında bunu çok sonraları “idraksizlik” olarak yorumlayacaktır . 5 Şubat 1923 tarihinde Türkçe Muallimi Namdar Rahmi Bey ile Rıyaziye Muallimi Ahmet Kemal Beylerin teşvikiyle Selahaddin isminde bir talebe bir şikayetname yazar. Ardından 23 Mayıs 1923 tarihinde “Arnavut Bozuntusu” diye itham ettiği Ruşen Eşref ‘in mebus olmak gayesi ile Afyonkarahisar’a gelmesi ve okulda konferans verme isteği müdür Ömer Bey tarafından reddedilir ve okul açılmaz.

Bu iki gelişmeden sonra Silifke Lisesi Riyaziye muallimliğine tayin emri ve yol parası beraber gelir . Günümüz uygulamalarıyla karşılaştırma yapılması amacıyla Ömer Fevzi Beyin hatıralarında okulda; kayıd ve kabul işlemleri, eğitim şekli, öğrencilere verilen not sistemi, cezalar, izinler, imtihanlar, mükafat merasimi ve şahadetname törenleri hakkındaki bilgileri vermeyi uygun gördük. Mektebe Kayd Ve Kabul Ağustos’ta ilk tahsil gören erkek çocuklar kabul edilir. Mahalle mekteplerinden de imtihanla mektebe öğrenci kayd ve kabul edilir. Her sene kayıd yenilenmez. İlk kayd teselsül ettirilir. Rumî (Eylül) birden itibaren mektep açılır ve derslere başlanır . Eğitim Şekli Her sınıfın birer sınıf defteri bulunur. Sınıf defteri numara tertibi üzre ve hizalarında isimleri yazılır. Defterin yukarısında da o günün dersleri yazılmış gösterilir. Ve her sahife bir güne tahsis edilir. Bu teşkilatla günde öğleden evvel 2 ders, öğleden sonra 2 ders okutulur. Dersler tam bir saat yani 60 dakikadır . Talebe önlerinde gözlü (2-3) kişilik sıralarda otururlar. Derse kaldırılan talebe, sıradan ortaya çıkar, hocanın suallerine cevap verir. Talebe cevap vermezden önce Rüştiye kısmından kalma bir usulle yani (Radıya’llahü teâlâ anna ve anküm, Bismillahirrahmanirahim) diyerek dersi söyler. Talebenin verdiği cevaba göre numarası hizasına deftere takdir ettiği numarayı yazar. Fevkalade cevap verirse 10 numara ile beraber 1-2 aferin de numaranın yanına yazılır. Dersi bilmeyen öğrencilere de 1-2 tevkif (durdurma) cezası verilir.

Sınıf defteri hoca tarafından sınıfa getirilir ve götürülür. İdari vazife almış muallimler, her gün son dersten sonra sınıf defterlerini geçirir ve ertesi gün için numara, isim ve dersler yazılarak hazırlanır.

Aferin Ve Tevkiflerin Hükümleri Ve Okunması 4 Aferin = 1 Tahsin 2 Tahisin = 1 İmtiyaz takdir edilmiştir.

Bir sene zarfında her 40 Aferine mukabil yaldızlı bir kitap mükafat verilir. Her Perşembe günleri öğleden sonra ve Cuma günleri tatil olur. Perşembe günleri son dersi müteakip mektebin salın ve münasip bir yerinde sınıf sınıf sıra olarak talebeler vaziyet alırlar. Mektep müdürü tarafından bir hafta içerisinde yukarı sınıftan başlayarak talebenin derslerden aldıkları aferin ve cezaları şu suretle okunur. Numara ve isim okunan talebe sırasından ilerleyerek müdürün karşısına varır.

4 Tevkif = 1 İzinsiz 2 İzinsiz = 1 Tekdir 2 Tekdir = 1 Tard-ı muvakkat 2 Tard-ı muvakkat = 1 Tard-ı müebbet olarak takdir edilmiştir. Fakat tekdir, tard-ı muvakat, tard-ı müebbedler sene itibarıyla pek ender vukua gelir. Tevkif Cezası Alanlar Numara ve isimleri müdür tarafından okunur. O zaman bunlar sıradan ayrılırlar. Cezalı olmayanlar, yukarı sınıftan itibaren gitmelerine izin verilir. Cezalı olanlar mektepte kalırlar ve bir sınıfta bir saat arzu ettikleri vazife ve derslerle meşgul olurlar. 1 saatin sonunda başlarında bulunan amir be talebelerin mektepten gitmelerine izin verir. İzinsiz Cezalar Tatil olan Cuma gününde ifa edilir. Tedrisat saatinden tatil saatine kadar mekteptee talebe kalır vazife ve derslerle meşgul olur. Cezalar Ya Aflı veya bila aflı olur. Muallim 1 tevkif veya 2 tevkif bila afv yazarsa, birinci aflı demektir.

Bundan cezaya çağrıldığı zaman ve ceza bekleyeceği odaya girdikten sonra amirin geldiğinde dersi bildiği zaman önce almış aferinlerden bir tane verir. Bir tevkif için o talebenin tevkif cezası silinir, ceza beklemez. Eğer ceza ikincisinden olursa böyle ceza almış olan talebe mutlak cezasını bekler. Mükafat yani aferin ile cezası silinmez. İzinsi ve izinsiz bila afdır. Yalnız izinsiz yazılmış ise 2 aferin vererek cezası silinir. Diğerinde mukafat-aferinle silinmez beklenir. Tekdir cezasında mükafat kabul edilmez. Muallimler yalnız tedrisatla iştigal eder. Talebenin muntazam girmesi ve sınıf defterlerinin yazılması, mükafat ve mücazatın tefrik ve tespiti ve mükafatın mahsus kayıtlara yazılması, mubassar adıyla ayrı bir idare memuru bulunup; bu memur talebenin durumun bilir ve zamanında müdüre malumat verirdi. Talebe öğlenleri mektepte kalır, getirdikleri yemeklerini mektebin tespit ettiği bir yerde yerler ve öğle namazını hocalarla birlikte mektepte ifa ederlerdi. Bu suretle talebenin elbiseleri temiz ve kendileri de kirli olmaz ve mektepte de sârî hastalıklar zuhur etmezdi. İmtihanlar Talebe Kanun-i Evvel ve Mart iptidalarından başlayarak günde bir hususi yazılı imtihan olurlar, resim ve yazı gibi derslerde bir derse ilaveten yapılır böylelikle imtihan 15 gün sürer. Her ders imtihanı müteakip talebe bırakılırdı. 3 talebeyi bir takım bir numara idi. Her muallim hususi imtihan numaralarını idareye verir, idare de defter-i mahsusasına kayd ederdi. Bütün imtihanları müteakip bütün talebe muntazam bir surette sınıf sınıf divan edilir. Müdür, defterde yazılı numaraları sınıftan başlayarak okur.

Hatta her dersin numaraları okunurken o dersin 1., 2. , ve 3.’leri de okunur. Her talebe aldıkları numaraları yazarlar ve hocalarına itimat ettiklerinden az aldıkları numaralar için hiçbir surette müracaat vaki olmazdı. Talebe hocalarıyla çarşıda ve sokakta ala karşılaşmaz. Talebe mektebe gireceği sırada mektebe doğru gelen hocasını görür görmez hocasının önden mektebe girmesi için beklerdi.Mektep dışında şayet hocasıyla karşılaştığı takdirde hocasına selam vermeyi bir şeref addeder. Mektep iki kat olup da üst kat dershane ittihaz edilmişse yukarıya ayakkabı ile çıkılmaz. Bu suretle dershaneler daima temiz dururdu. Mayı-sı Ruminin son haftasında dersler kesilir. Haziran-ı Rumi birden itibaren de, program mucibince, şifah-i umumi sözlü imtihanlar başlar. Talebeler dershanede umumi imtihanda bütün derslerden aldığı numara derecesine göre oturtulur. En çok numara kazanan talebe, sınıfta birinci olarak başta, ondan sonra ikinci, üçüncü...... sınıfta talebe oturtulur. Bunun için sınıfa giren herhangi bir kimse talebenin oturduğuna göre sınıf hangi derecesine sahip olduğunu anlar. Şifah-ı Sözlü Yahut Umumi İmtihanlar Her sınıf umumi imtihana tabidir. Bu imtihanlara talim heyetinden mümeyyiz bulunmakla beraber, hariçten de hangi ders imtihanı varsa mütehassisi ve ehil kimselerde de davet edilir. Talebe imtihana birer birer girerek muallim ve mümeyyizler birer birer kendilerinden talebeye sual sorarlar, heyetçe cevaplar kafi görüldüğü zaman talebenin dışarı çıkmasına müsaade edilir.

Talebeden alınan cevaplara göre de müttefikken numara takdir ve tesbit edilir. Mümeyyizlere mektep Leyli ise, mektep tarafından nehari ise muallim tarafından ziyafet verilir. Bütün imtihanlar bittikten sonra muayyen bir günde talebeler mektebe gelir ve mektebin münasip bir yerinde sınıf sınıf toplanırlar, müdür tarafından yukarı sınıftan başlayarak talebenin kazandıkları numaralar okunur. Talebe de bir kağıda yazar; numara okunmasına müteakip tevzi-i mükafat günü talebenin mektebe gelmeleri tembih edilerek talebenin gitmesi müsaade edilir. Tevzi-i Mükafat Ve Merasimi Mektebin tayin ettiği bir günde bütün talebe hallerine göre yeni elbise giyerek erkenden mektebe gelirler. Mektep donatılır. Mektepte geniş ve münasip bir oda veya salon süslenir. Etrafa koltuklar sıralanır. Orta da büyük ve üstü yeşil örtülü bir masa üzerinde kırmızı tüller içerisinde altın gümüş saatler, yazı takımları, yaldızlı mükafat yazıları, müfid kitaplar ile şahadetnameler bulunur. Şahadetname alacaklar mihmandar olurlar. Diğerleri mektebin münasip kapı geçidinde karşılıklı saf olurlar. Bunlara da mezun olan talebe nezaret eder. Kapı önünde tam takım bir bando mevki alır. Hükümetin Reisi, erkanı ve uleması, tezkire ile davet edilenleri tevzi-i mükafat gününde muayyen saatinde mektebe gelirler. Kapı önündeki bando çalmak suretiyle davetlileri karşılarlar. Talebe ve tayin heyeti istikbal ederler. Gelen davetliler müdürün buyurun diyerek işareti üzerine koltuklara otururlar. Davetlilerin biraz istirahatlerini müteakip mektep müdürü, masa başına gelerek bir nutuk irad eder ve merasime başlanır. Bu sırada talebelerde merasim yerinin bir tarafında ver geride oturtulur. Masa başında bulunan müdür iptidai derece sırasıyla şahadetname alacak talebenin numara ve ismini okur, talebe de masaya yakın gelir. Bir temenna eder durur. Müdür şahadetnameyi Hükümet Reisi olan zata veriri. O da talebeye verir.

Talebe hürmetle Hükümet Reisinden şahadetnameyi alır ve yerine gider. Bu minval üzre diğerlerine verilir. Bu şahadetname tevzi-i bittikten sonra yine yukarı sınıftan başlamak suretiyle talebenin numara ve ismi müdür tarafından okunur ve sınıfta birinciliğine mükafat bir altın saat verilir. Sonra ikinci çağırılır, sınıfta ikinciliğine mükafat bir gümüş saat, üçüncüye münasip bir yazı takımı verildikten sonra sınıfta derslerden en çok aferin alanlara (40 aferine mukabil olmak üzere) yaldızlı kitaplar verilir. Çalışkan talebelerin kolları yaldızlı kitap ve sair mükafatlarla dolar. Birinci, ikincilerde aferinlerine mukabil yaldızlı kitaplar alırlar. Muhteşem merasimi gören huzzar-ı kiram, evlatlarının okumasındaki şerefin artmasını sevinçle arzu ve gıpta ettikleri gibi talebelerde çalışıp, öğrenip vatana, millete hayırlı ve faydalı olmayı ahdetmek düşüncesinden başka bir emel ve gaye taşımayıp ancak dimağlarında bir takım meziyetler yer tuttuğu tavırlarında ve hareketlerinde görülürdü. Terk edilen mükafat usulü talebeyi rekabetkârâne say ve ikdama sevk ederdi. Bu suretle yetişmekte olan talebe muvacehesinde muallim dershaneden çıkmak istemezdi. Talebenin de dersin devamından zevk aldığı görülürdü.

AFYON İDADİSİNİN LİSEYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Birinci Heyeti İlmiye toplantısında (1923) Sultani’ler adı Lise’ye çevrilmiştir. 72 tek dersli yani Orta okul ve 23 tam devreli Lise açılmıştır. Sultanilere bağlı ilkokul sınıfları ile genel ilk beş yıllık ortaöğretim bir bütün olarak ele alınmıştır. Afyonkarahisar-ı Sahip Sultanisi çok kısa bir süre devam ettikten sonra 1923-1926 yılları arasında ilk ve orta kısmı kapsayan ortaokul olarak çalışmaya başlamıştır. Anabinası yanına yapılan küçük binada ilk, büyük binada ortaöğretim yapılmıştır. 1923’lü yıllarda okulun iptidai kısmında 75, birinci devresinde 20 olmak üzere toplam 95 öğrenci okumaktadır. Artan öğrenci sayısı nedeniyle 1926’da orta kısımdan ilk kısımlar ayrılıp boşalan sınıflara pedagoji bölümü eklenerek (süresi iki yıl) pedagojili orta okul şeklinde devam etmiş, bu sırada 2 pedagoji sınıf var idi.

Atatürk' ün ZiyaretiBu bölümden 23 öğretmen yetişerek diploma almış ve eğitim kadrosunda hizmet görmüştür. 1926 M. (1345 H.) yılında ilk kısım ayrılmıştır. Aynı binaya Dumlupınar İlkokulu adı verildi . 1930 yılına kadar pedagojili sınıflar devam etmiştir. Bu tarihten itibaren pedagoji sınıfları kaldırılarak tam devreli lise haline sokulmuştur. 1929-1930 ders yılı döneminde ortaokul, şehrin ve çevre ilçelerin artan nüfus ve duyulan lise ihtiyacını karşılamak amacıyla, liseye dönüştürülmüştür .

Okulun ilk lise müdür Ahmet Sami Onur’dur. 1929-1930 da lise 1, 1930-1931 de Lise 2 1931-1932 ‘de Lise Fen ve Edebiyat bölümleri olmak üzere ilk mezunlarını vermiştir. İhtiyacı karşılamak üzere 1931 yılında pansiyon teşkilatı kurulmuş, yatılı öğrenci kabul edilmeye başlanmıştır . Yeni Lise teşkilatına göre büyük bina öğrencilere yetmediğinden dolayı Dumlupınar ilkokuluna bırakılan bina 1938 (1357 H.) yılında 15,000 liraya satın alınarak, beş dershane, yatakhane, yemekhane, mutfak, çamaşırhane, banyo dairesi, jimnastik salonu, fizik, kimya ve tabbiyye laboratuarlarını ihtiva eden yeni bir pavyonun yapılmasına 27,02,1938 tarihinde başlanılmıştır. 1938 Ağustosunda bu yeni kısımda Liseye ilave olmuştur.

Bu suretle o günün şartlarına göre lise mükemmel, geniş ve her ihtiyacı karşılayan bir binaya kavuşmuştur . 1929-1930 yılında Hayvanat levhaları, ziraat tabloları, nebatat ve tarihi tabii levhalar, Anadolu modelleri, sıhhat koruma levhaları, küçük sıhhi müze takımları, projeksiyon camları, fizik ve kimya takımları, harita, tesviye ve marangoz takımları olmak üzere bir çok ders malzemeleri maarif vekaleti tarafından bütün okullara verilmek üzere temin edilmiştir .

1942 yılında Okulumuza 13 sınıf, laboratuarlar ve diğer bilimler olmak üzere yeni bina ilavesi yapılmıştır.

1956 yılında Atatürk binası satın alınarak lisemize aktarılmış ve onarımdan geçmiştir. Yine bu dönemde ana binanın ahşap olan plakaları beton plakaya dönüştürülmüştür.

1956-1961 yıllarında ahşap olan Konferans salonu yıkılmış (Deprem bölgesi olması sebebiyle) yemekhanenin bulunduğu bölüm , Ana bina ile Atatürk binası arasındaki boşluğa idari bina binası yapılmıştır. Bu ilave bina şuanda Afyonkarahisar İzci Evi olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

1961-1965 döneminde öğrencilerin teknik öğretime kaydırılmak üzere liseye eleme sınavı ile Bakanlıkça öğrenci alınması uygun görülenlerin kayd ve kabul sistemine geçilmiştir. Fakat bu uygulamadan kısa sürede geri dönülmüştür. 1966 yılında okulun bütün bölümleri merkezi sistem kalorifer tesislerine kavuşturulmuştur.

1971-1972 yılından itibaren ortaokul kısmı resmen açılmıştır. 1971-1972 eğitim öğretim yılının başlangıcı ile birlikte diğer liselerin çoğunda uygulandığı gibi “Fen Deneme Lisesi” olarak yeni ders yılına başlanmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığınca, Türk Çocuklarının yabancı dil eğitimi almak için, yabancı ülke okullarına gitmelerini engellemek , kendi kontrolünde başarılı öğrenciler yetiştirmek amacıyla 1993 yılında “ Yabancı Dil Ağırlıklı Lise” adı altında Afyon Lisesine ek bir lise daha açılmıştır. Artan öğrenci sayısı mevcut binalarda eğitim ve öğretimi güçleştirince,

1992 yılında ihalesi yapılarak pansiyon binası, yemekhane, çamaşırhanenin yıkılmasıyla (1994) elde edilen araziye ana bina ile aynı mimari özelliğe sahip 26 derslik , Konferans salonu (300 Kişilik) Kafeterya , Kütüphane, laboratuarlar, olimpik ölçüde kapalı spor salonu inşa edilmiştir. Bu arada yıkılan binada bulunan dersliklerde eğitim öğretim gören 1000 yakın öğrenci 1994-1997 öğretim yılları arasında Atatürk Lisesi binasında ders görmek durumunda kalmışlardır.

Kapalı spor salonu ve ek binaların (derslikler ve konferans salonu) temeli 7 Haziran 1994 tarihinde Afyon Lisesinin 100. yıl kuruluşu nedeniyle Afyon Lisesini ziyarete gelen, Afyon Lisesi mezunu 8. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından atılmıştır.

Yeni yapılan binaların açılışı 18 Eylül 1998 tarihinde 8. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından yapılmıştır. Bu açılışa Bayındırlık Bakanı Yaşar topçu, Milli Eğitim Bakanı Hikmet Ulubey, Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy beylerde katılmışlardır.

 

Bakanların konuşmalarından sonra Sn. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel; Afyon Lisesinde geçen yıllarından bahsederek, öğrencilere bu okuldan ilk başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak kendisinin çıktığını, bunun bir gelenek haline gelmesi gerektiğini, bu okuldan bundan sonra da aynı şekilde başbakanların ve Cumhurbaşkanlarının çıkmasını istemişti.

Bu sözlerin doğruluğu ve haklılığı 9. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görüldü. Sn. Ahmet Necdet Sezer geleneği bozmayarak, Afyon Lisesi mezunu olarak 9. Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı gün devlet erkanına Afyon bükme ve Ağzıaçığı ikram edildi. Afyon Lisesi öğrencisi Hakan Korumak boynundan çıkardığı kravatını Cumhurbaşkanına vermişti. Cumhurbaşkanı çok duygulandı. Kısa bir süre sonra cumhurbaşkanı bu öğrenciye altın bir kol saati ile ödüllendirdi.

 

 

 Okulun Ana bina restorasyon çalışmaları 1999 yılında başlamış fakat günümüze kadar henüz tamamlanamamıştır. Halen gerek Ana bina ve gerekse Ek binada bu çalışmalar devam etmektedir.

Pazartesi, 30 Ağustos 2010 22:07 tarihinde güncellendi